Tehlikeli Oyunlar’a Dair

s-b37ea006392534b8e1a0bf675268800f6d15742dOğuz Atay’ın en bilinen eseri olan Tutunamayanlar romanından daha çok sevdiğim romanı. Belki de daha az Eski Türkçe kelime kullanıldığı içi daha akıcı okumuş olabilirim. Dilinin daha hafif olmasının dışında içeriğinin, anlatımındaki doğallığının, ayrıntılarda kaybolmanın, insan zihninden geçen her düşünceye, hayale, fikre, cümleye yer verilmesinin de katkısı var tabi. Olay örgüsü çok kısa olmasına rağmen, Oğuz Atay’ın zaman zaman bir buçuk sayfayı bulan, bol virgüllü uzun cümlelerindeki ayrıntıları ben çok seviyorum. Çünkü o ayrıntıların içerisinde hayatımızdaki gerçekler, aklımızdan geçenler gizli. Bendeki kitabı ard arda tekrar okuduğum, anlatımına, ifade edilişine hayran oldukça altını çizdiğim satırlarla dolu.Roman kahramanının tüm yoğun düşünceleri, eleştirileri, başına gelenleri ve gelemeyenleri ifade edişi, olaylara, kişilere, zamanlara bakış açısı, konuları her seferinde bambaşka noktalara sürükleyişi sizi romana kaptırıyor. Hikayenin sonunu değil, satırların sonunu merak ederek okuyacağınız bir roman. Hikmet’i okurken (dinlerken) bunca düşünce, söz bir insan zihni için çok fazla değil mi? diye düşünüyorsunuz. Sonra aslında ne güzel düşündüğünü, sorguladığını, bağlantıları nasıl yakaladığını farkediyorsunuz, keyif veriyor.

Kitap biraz karışık ilerliyor. Zaten amaç açık olmakta değil ki, amaç varolan hayat karmaşasını anlatmakta. Diyor ki Hikmet (ana karakter) ; “ Mektubumuz karışık olmakla birlikte, ruhumuzun aynasıdır. Derlenip toparlanması, içimizin derlenip toparlanmasına bağlıdır.”

Ve hikaye bitiyor : “‘Bana kalırsa film biraz karışıktı” dedi genç adam. ‘Bazı yerini anlamadım.’ ‘Canım ‘ dedi kız. ‘Sonunda çocuk ölüyor işte.’ ‘Aptal’ dedi delikanlı. ‘O kadarını biz de anladık.‘”

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.