Adsız Kahraman’a Dair

Suzanne Brockmann’ın Adsız Kahraman isimli romanı aksiyon dolu olduğuna inanarak okumaya başladığım ama daha ziyade ikili arkadaşlık ve aşk hikayelerine dayalı bir roman. Kitabın esas konusu olarak belirtilen aksiyonlar yoğun olarak yaklaşık son 50 sayfada ancak karşınıza çıkıyor. Bunun dışında kitap genel olarak üç hikayeyi birleştiriyor denebilir. Ama özellikle aşk hikayelerini sevenler için akıcı bir tatil kitabı olduğunu söyleyebilirim. Heyecanla kesinlikle okumalısınız diyemiyorum ancak kendini okutan kitaplardan biri.

select

 

Suzanne Brockmann aslında bir çok eseri olan ve kahramanlık-aşk hikayelerini birleştirmeyi seven bir yazar.  Tatil günlerinizde hayal gücünüzü çok yormadan, hızlı akan kitaplar arıyorsanız tercih edebilirsiniz.

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Reklamlar

Mart Menekşeleri’ne Dair

Dün öğlen başladığım ve saatlerdir aralıksız okuyup son sayfasını henüz kapattığım kitap… Bu tarz kitaplara, yani çiçekli isimleri ve kapakları olan, insana sıradan aşk hikayeleri sunduğu izlenimi veren kitaplara her zaman ön yargılarım olmuştur aslında. Daha doğrusu ilk tercihim olmazlar. Ama bu kitap beni gerçekten çok etkiledi. Büyük bir aile sırrı, bu sırrın altında yatan olaylar zinciri, sırrın açığa çıkışı ve etkileri… Kitabı bitirir bitirmez bu yazıya başladım ve şu an yazarken anımsadıkça ‘acaba gerçek mi?’ diye sorgulamadan edemiyorum. Halbuki böylesine bir aşk hikayesi gerçek olsaydı ‘acaba kurgu mu ?’ diye düşünmek daha mantıklı olurdu.

0000000414773-1

Sarah JIO bu kitabıyla (ilk kitabı)  Library Journal en iyi kitap ödülünü almış. Kitap birden fazla hikayeyi bir noktada kesiştiriyor ve bunu yaparken size inanılmaz bir duygu yoğunluğu yaşatıyor. Hikayenin sonuna bir umutla sürükleniyorsunuz. Söylemek istediğim birçok şey var ancak okumak isteyenlerin elinden merak duygularının peşinde sürüklenme zevkini almak istemiyorum.

“Ben ona ihanet ettim. Ama inan, bana geleceğine dair tek bir umudum olsaydı, tüm hayatımı ona adamamı isteseydi benden…orada asla olmazdım. Lakin zamanlamamız çok kötüydü. Bizim zamanlamamız her zaman çok kötüydü.”

Öyleydi sahiden..

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Serenad’a Dair

Yine Zülfü Livaneli, yine harika bir anlatımla harika bir hikaye…

Struma Olayı‘nı bilenleriniz başka, bilmeyenleriniz bambaşka etkilenecek kitabın sonundan. Bilmeyenler için linkini eklesem de tavsiyem araştırmanızı (mutlaka araştırmanızı ve bilgi edinmenizi öneriyorum ) kitabın son sayfasını kapattıktan sonraya saklamanızdır.

Gerçek olaylara dayanarak yazılan hikayelerin daha etkileyici olduğunu zaten düşünüyorum. Ancak Zülfü Livaneli’nin sade ama etkileyici, duygulu anlatımı size her sayfayı eliniz kalbinizde okutuyor. Evet hikaye tarihte acılı bir şekilde yer edinen ‘maalesef’ gerçek bir olaya dayanıyor. İnternetten araştırdığınızda, bir yerlerden makalesini okuduğunuzda birkaç saniye etkileneceğiz olay, bu kitabı bitirdiğinizde sizi bir süre etkisi altında tutacak. Kitabın adının güzelliğini ise hikayeye daldığınızda hissedeceksiniz.

“O gün, profesöre, elli dokuz yıl sonra tam oraya tekrar gelip keman çalacağını söyleseler, herhalde inanmazdı.”

350703Bazen bazı kitapları bitmesinden korkarak okursunuz ama yine de uykusuzluğunuza rağmen bir sayfa daha okumadan kapatıp bir kenara koyamazsınız. İşte o kitapları okuyup bitirdiğinizde bir süre kitabı elinizde tutar, bazı bölümlerini aklınızdan tekrar okursunuz. Hikayenin etkisiyle iç çekerken, ne kadar iyi bir şey yaptığınızı düşünür, o kitaba o değerli zamanınızı iyi ki harcadığınız için mutlu olursunuz. Kocaman ömrünüzde değerli birkaç saatiniz daha olsun istiyorsanız, bundan sonra ki ilk seçimlerinizden birinin Serenad olmasını umarım.

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.