Kayboluş’a Dair

0000000347444-1.jpgBilim-Kurgu sevenler hemen edinip okumaya başlasın! (: Hayal gücünün sınırlarını çok zorlayan kitaplardan biri. Kitabı bir buçuk günde bitirdim ve sanırım Ken Grimwood’un diğer kitabı olan Sil Baştan’ı da ilk fırsatta alıp okuyacağım. Hikaye o kadar kurgu, o kadar gerçekten uzak, özellikle sonu o kadar fantastik bitiyor ki, bu tarz romanları sevmeyenleriniz ‘saçmalık’ diyip bir kenara atabilir. Ancak ben gerçek olamayacak, hayal gücünü zorlayan hikayeleri okumayı da ayrı bi seviyorum. Özellikle de bu kitap kadar hem kolay ilerleyen, hem de inanılmaz sürükleyici, merakla okutan hikayeleri..

Kitabın çok sevdiğim bir yanı da yazı boyutunun ve sayfa renginin okumaya çok elverişli olması. Sanırım bu tercihler yapılırken ‘nasılsa okuyucu saatlerce elinden bırakamayacak, bari gözlerini olabildiğince yormayacak şekilde basalım’ diye düşünülmüş olabilir 🙂

“Hayatınızı başka bir insanın bedeninde yaşasaydınız…” Merak ediyorsanız ve bilim-kurgu seviyorsanız bu kitap mükemmel bir haftasonu tatili tercihi olabilir.

Son olarak kitapta hikayeye bağlı olarak epilepsi hastalığı ile ilgili bilgiler de saklı, dikkatinizi çekebilir.

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

İhanet Noktası’na Dair

Dan Brown kitapları arasında en sevdiğim ve hatta mutfağa su içmeye giderken bile

ihanet-noktasikoridordan okuyarak yürüdüğüm kitabı. Bir sonraki sayfaya geçmek için acele ettiğim, film izler gibi okuduğum kitaplar arasında en sevdiklerimden biri. Hani kitabın sonunda ‘Nasıl yaa!’ diye kalakaldığımız kitaplardan.

Herkes kitap okumayı sevmez. Özellikle bizim ülkemizde en popüler hobi değil maalesef.(DESAM raporuna göre Türkiye’de kitap okuma oranı %0,01 )Kimisi karakterleri tanıyıp hikayeye geçene kadar sıkılıp bırakıyor kitabı elinden, kimisi filmi varsa neden okumakla zaman kaybedeceğini düşünüyor. Ama Dan Brown romanlarının ilk 50-75 sayfasını (karakterler, olay yeri vs. tanıtma, hikaye başlangıcı) atlattıktan sonra son sayfalara ne zaman geldiğinizi fark edemeyeceğiniz kitaplardan. Tek yapmanız gereken ilk sayfaları kendinizi kitaba karşı soğutmadan, ara vermeden okumak. Ayrıca Dan Brown’ın filme uyarlanan kitapları (Da Vinci Şifresi ve Cehennem), iki-üç saatlik bir filmin asla gözlerinizi sayfadan ayıramadan tüm ayrıntıları ve hayal gücünüzle okumanın zevkini vermeyeceğinin kanıtıdır. Ben bir filmin kitabı var ise eğer, asla önce filmini izlemeyi tercih etmiyorum. Özellikle Göçebe, Açlık Oyunları serisi ve Dan Brown kitapları bu konudaki tutumumu onaylar nitelikte.

Ben Dan Brown’ın bütün romanlarının, kitap okumayı en sevmeyen insana bile sevdirebileceğini düşünüyorum. Kimi kitaplar insanlara bir hikayeden fazlasını verir. Bu tip romanların sadece zaman geçirmeye yaradığını düşünüp tercih etmeyenler olabilir ya da kitap okumayı sadece güzel zaman geçirmek için bir aktivite olarak görenler özellikle böyle romanları tercih ediyor olabilir ama bana kalırsa her kitapta öğrenilecek bir şeyler vardır. Hiçbir kitabın zaman kaybı olduğunu düşünmem ben. Arkadaşlarımın da benden kitap ödünç almak için ‘Dan Brown kitapları gibi’ diye sorduklarını düşününce güzel, heyecanlı saatler geçirmek ve okumayı sevmek için müthiş seçimler olduğunu düşünüyorum.

İhanet Noktası da sırlar çözülüp sizi bambaşka sonuçlara ulaştırırken kendinizi kaybedeceğiniz bir roman..

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.