İki Şehrin Hikayesi’ne Dair

Londra ve Paris, Fransız İhtilali, tarih, kölelik, soyluluk, acımasızık, vahşet, devrim, karşılıklı ve karşılıksız aşklar, bu uğurda yapılan büyük fedakarlıklar… Dünya Klasiklerini çok sık okumamakla beraber en sevdiğim romanlardan biridir.

kitap_1074001

“Tüm zamanların en iyisiydi, tüm zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana.” Charles Dickens bu cümlelerle başladığı romanında Fransız İhtilali’ni iki boyutla ele almıştır. Soyluların değersiz gördüğü halkın, soylulara gitgide bilenmesi ve devrimin başlaması daha sonra da acımasızlığın halkın eline geçişini anlatıyor. Kimisinin derin nefretini, öfkesini, kimisinin derin korkusunu, çaresizliğini, kimisinin aşkını, sevgisini, sürükleyici bir olay akışı ve eşsiz cümleleriyle anlatıyor. Son sayfayı da çevirdiğinizde bir iki dakika bekleyip sindirmeye çalıştığınız hikayelerden ve klasiklerin arasında mutlaka okunması gereken kitaplardan. Charles Dickens romanı için” yazdığım en iyi hikaye” demiştir.

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Mart Menekşeleri’ne Dair

Dün öğlen başladığım ve saatlerdir aralıksız okuyup son sayfasını henüz kapattığım kitap… Bu tarz kitaplara, yani çiçekli isimleri ve kapakları olan, insana sıradan aşk hikayeleri sunduğu izlenimi veren kitaplara her zaman ön yargılarım olmuştur aslında. Daha doğrusu ilk tercihim olmazlar. Ama bu kitap beni gerçekten çok etkiledi. Büyük bir aile sırrı, bu sırrın altında yatan olaylar zinciri, sırrın açığa çıkışı ve etkileri… Kitabı bitirir bitirmez bu yazıya başladım ve şu an yazarken anımsadıkça ‘acaba gerçek mi?’ diye sorgulamadan edemiyorum. Halbuki böylesine bir aşk hikayesi gerçek olsaydı ‘acaba kurgu mu ?’ diye düşünmek daha mantıklı olurdu.

0000000414773-1

Sarah JIO bu kitabıyla (ilk kitabı)  Library Journal en iyi kitap ödülünü almış. Kitap birden fazla hikayeyi bir noktada kesiştiriyor ve bunu yaparken size inanılmaz bir duygu yoğunluğu yaşatıyor. Hikayenin sonuna bir umutla sürükleniyorsunuz. Söylemek istediğim birçok şey var ancak okumak isteyenlerin elinden merak duygularının peşinde sürüklenme zevkini almak istemiyorum.

“Ben ona ihanet ettim. Ama inan, bana geleceğine dair tek bir umudum olsaydı, tüm hayatımı ona adamamı isteseydi benden…orada asla olmazdım. Lakin zamanlamamız çok kötüydü. Bizim zamanlamamız her zaman çok kötüydü.”

Öyleydi sahiden..

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

İhanet Noktası’na Dair

Dan Brown kitapları arasında en sevdiğim ve hatta mutfağa su içmeye giderken bile

ihanet-noktasikoridordan okuyarak yürüdüğüm kitabı. Bir sonraki sayfaya geçmek için acele ettiğim, film izler gibi okuduğum kitaplar arasında en sevdiklerimden biri. Hani kitabın sonunda ‘Nasıl yaa!’ diye kalakaldığımız kitaplardan.

Herkes kitap okumayı sevmez. Özellikle bizim ülkemizde en popüler hobi değil maalesef.(DESAM raporuna göre Türkiye’de kitap okuma oranı %0,01 )Kimisi karakterleri tanıyıp hikayeye geçene kadar sıkılıp bırakıyor kitabı elinden, kimisi filmi varsa neden okumakla zaman kaybedeceğini düşünüyor. Ama Dan Brown romanlarının ilk 50-75 sayfasını (karakterler, olay yeri vs. tanıtma, hikaye başlangıcı) atlattıktan sonra son sayfalara ne zaman geldiğinizi fark edemeyeceğiniz kitaplardan. Tek yapmanız gereken ilk sayfaları kendinizi kitaba karşı soğutmadan, ara vermeden okumak. Ayrıca Dan Brown’ın filme uyarlanan kitapları (Da Vinci Şifresi ve Cehennem), iki-üç saatlik bir filmin asla gözlerinizi sayfadan ayıramadan tüm ayrıntıları ve hayal gücünüzle okumanın zevkini vermeyeceğinin kanıtıdır. Ben bir filmin kitabı var ise eğer, asla önce filmini izlemeyi tercih etmiyorum. Özellikle Göçebe, Açlık Oyunları serisi ve Dan Brown kitapları bu konudaki tutumumu onaylar nitelikte.

Ben Dan Brown’ın bütün romanlarının, kitap okumayı en sevmeyen insana bile sevdirebileceğini düşünüyorum. Kimi kitaplar insanlara bir hikayeden fazlasını verir. Bu tip romanların sadece zaman geçirmeye yaradığını düşünüp tercih etmeyenler olabilir ya da kitap okumayı sadece güzel zaman geçirmek için bir aktivite olarak görenler özellikle böyle romanları tercih ediyor olabilir ama bana kalırsa her kitapta öğrenilecek bir şeyler vardır. Hiçbir kitabın zaman kaybı olduğunu düşünmem ben. Arkadaşlarımın da benden kitap ödünç almak için ‘Dan Brown kitapları gibi’ diye sorduklarını düşününce güzel, heyecanlı saatler geçirmek ve okumayı sevmek için müthiş seçimler olduğunu düşünüyorum.

İhanet Noktası da sırlar çözülüp sizi bambaşka sonuçlara ulaştırırken kendinizi kaybedeceğiniz bir roman..

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.