Serenad’a Dair

Yine Zülfü Livaneli, yine harika bir anlatımla harika bir hikaye…

Struma Olayı‘nı bilenleriniz başka, bilmeyenleriniz bambaşka etkilenecek kitabın sonundan. Bilmeyenler için linkini eklesem de tavsiyem araştırmanızı (mutlaka araştırmanızı ve bilgi edinmenizi öneriyorum ) kitabın son sayfasını kapattıktan sonraya saklamanızdır.

Gerçek olaylara dayanarak yazılan hikayelerin daha etkileyici olduğunu zaten düşünüyorum. Ancak Zülfü Livaneli’nin sade ama etkileyici, duygulu anlatımı size her sayfayı eliniz kalbinizde okutuyor. Evet hikaye tarihte acılı bir şekilde yer edinen ‘maalesef’ gerçek bir olaya dayanıyor. İnternetten araştırdığınızda, bir yerlerden makalesini okuduğunuzda birkaç saniye etkileneceğiz olay, bu kitabı bitirdiğinizde sizi bir süre etkisi altında tutacak. Kitabın adının güzelliğini ise hikayeye daldığınızda hissedeceksiniz.

“O gün, profesöre, elli dokuz yıl sonra tam oraya tekrar gelip keman çalacağını söyleseler, herhalde inanmazdı.”

350703Bazen bazı kitapları bitmesinden korkarak okursunuz ama yine de uykusuzluğunuza rağmen bir sayfa daha okumadan kapatıp bir kenara koyamazsınız. İşte o kitapları okuyup bitirdiğinizde bir süre kitabı elinizde tutar, bazı bölümlerini aklınızdan tekrar okursunuz. Hikayenin etkisiyle iç çekerken, ne kadar iyi bir şey yaptığınızı düşünür, o kitaba o değerli zamanınızı iyi ki harcadığınız için mutlu olursunuz. Kocaman ömrünüzde değerli birkaç saatiniz daha olsun istiyorsanız, bundan sonra ki ilk seçimlerinizden birinin Serenad olmasını umarım.

Sevgilerle…

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Reklamlar

Ketçap Bir Sebzedir ‘e Dair

“Ketçap Bir Sebzedir”

Kitabı ilk olarak adına duyduğum merakla elime aldım ve arka yazısını okuduğumda 23 yaşında hem kariyer planları yapan hem de ileride iyi bir anne olmayı isteyen biri olarak okumam gerektiğine karar verdim. Aslında kitap bir çoğumuzun aşina olduğu doğal, sıradan üç çocuklu bir aile yaşantısını anlatıyor. Ancak hani hepimizin yaşadığı ama dışarıdan kimsenin sanki böyle zamanları olmuyormuş gibi yaptığımız en doğal, kendi hallerimiz vardır ya, işte o anlarla yüzleşiyorsunuz. Öyle ki, belki de size bunları arkadaşınız anlatmaz, komşunuz hiç bahsetmez, akrabalarınız “biz mükemmeliz der” ama Robin O’Bryant anlatıyor. Bir annenin tatlı telaşları, itirafları, sabrının son damlaları ve en güzeli de tüm sıkıntılarına rağmen annelik tatminine şahit oluyorsunuz.

Yazaimage4.JPGr son derece tatlı, eğlenceli bir dille, bizimle sohbet edercesine bir hikaye anlatmış. Ben de hikayesini dinledikten sonra biraz telaşlı ama bir o kadar heyecanlı oldum. Üç çocuklu bir annenin tüm “gerçeklerine” siz de başınızı uzatıp bir bakın derim 🙂

Yazar hakkında bilgi edinmek için tıklayınız. 

Sevgilerle…